Davutoğlu'nun Sur'u imar ve ihya projesi

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyarbakır’da tarihi Hasan Paşa Hanı'ndan düzenlenen "Sur Buluşması"nda imar ve ihya projesini açıkladı. Kimsenin mağdur edilmeyeceğini söyleyen Davutoğlu, Diyarbakırlılara jestleri açıkladı.

Davutoğlu'nun Sur'u imar ve ihya projesi

Diyarbakır'a aşkla, muhabbetle bağlı olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Bazı şehirler kendisine eriştiğiniz anda sizi içine alır, sarar, büyüler ve bir daha o atmosferden kopamazsınız. İlk ziyaretimden bu yana havasıyla, insanıyla zihnimdedir, gönlümdedir Diyarbakır. Diyarbakır'ı 1,5 yılda beşinci ziyaretim. İnşallah daha çok geleceğiz. Son Kurban Bayramında yine burada birlikteydik. Yine birlikteyiz." diye konuştu.

Davutoğlu, Diyarbakır'a uçakla geldiği takdirde mutlaka Sur'un üzerinde bir tur atmaya önem verdiğini, yukarıdan bakınca Sur'un bir insan yüreği gibi inşa edildiğini gördüğünü dile getirdi.

Sur'u inşa edenlerin muhtemelen hiçbir zaman uçak ya da helikopter kullanmadıklarına dikkati çeken Başbakan Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Diyarbekir'in yüreğini anlayan, insanlığı anlar ama insanlarda yürek yoksa yüreklerindeki muhabbeti kaybetmişlerse, sevgiyi, saygıyı, tarihe, ecdada ve insanlık birikimine saygıyı kaybetmişlerse o yüreği parçalamaya kalkarlar. Hazreti Adem'den, Habil ve Kabil'den bu yana, bütün medeniyet tarihinde aslında iki grup insan görürsünüz. Yürekleri birleştirenler ve yürekleri parçalayanlar. Diyarbakır hep yürekleri birleştirenler tarafından inşa ve ihya edildi, insanlık tarihine mal oldu ama yürekleri parçalayanlar da geldi."

Diyarbakır'a gelmek için büyük bir heyecanla hazırlık yaparken dün, yürekleri parçalayan bir haberin tüm Türkiye'ye ulaştığını, 7 canın hainler tarafından korkak bir tuzakla şehit edildiğini aktaran Davutoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Emin olun bu acıyı en fazla Diyarbekirliler hissetti. Çünkü onlar kendilerine geleni, muhabbetle karşılayan insanlardır. Allah bilir bu Hasanpaşa Hanı ne kadar farklı milletten, ırktan, dinden, mezhepten insanı kucağına aldı, bağrına bastı. Bu sokakların, bu kültürün mirasından mahrum olanlar, Diyarbakır halkına huzur vermek için gelen 7 kardeşimizi şehit ettiler. 30'a yakın vatandaşımız ve güvenlik görevlimiz de hastanede. Onlar buraya farklı şehirlerden gelmiş olabilirler ama buradan giderken hepsi artık Diyarbakırlı'dır. Onlar ebediyen Diyarbakır'ın hafızasında ve Diyarbakırlıların duasında olacaklar."

"DÖRT AYAKLI MİNAREYE BAKAN HERKES, KENDİSİNDEN BİR ŞEY BULUR"

Konuşmasında bölgede yaşanan acılara ve tahribata işaret eden Davutoğlu, "Hepimizin, zihnimizi bu ortak kültürümüzün temellerinden koparmadan düşünmemiz lazım." dedi.

Diyarbekir'e bakıldığında insanlık tarihinin hulasası gibi olduğunun altını çizen Davutoğlu, Diyarbekir'in kadim olduğunu, insanlığın en derin mirasını barındırdığını belirtti.

Davutoğlu, "Herkes, 'bizden buraya bir iz kalsın' diye Diyarbekir'e bir şey bırakmıştır. Minarelere bakarsanız kimisi Selçuklu sitili, kimisi Artuklu, kimisi Osmanlı, herkes bir şey koymuş buraya. Diyarbakır'da iz bırakmışlar ta ki 'bizden sonra gelip de bu diyarda yaşayanlar, bu izleri korusun' diye bir mesaj, bir mektup bırakmışlar yürekten yüreğe. Gelenler, bu eserleri korusunlar ki Diyarbakır'ı her ziyaret eden, kendini Diyarbakır'da bulsun, kendini keşfetsin." ifadelerini kullandı.

Diyarbakır'da paylaşacağı bütün düşüncelerinin, her şeyden önce Diyarbakır'a hürmetin, saygının eseri olduğunu dile getiren Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Biz bu perspektifle 2013'te, Dicle Üniversitesinde yaptığım konuşmada, yüreğimden gelen sesle, 'Diyarbekir'e doğunun Paris'i diyorlar, Paris ne ki' demiştim. Evet, Paris ne ki, Diyarbekir şehirken, Paris bir köy bile değildi. Şimdi dahi bir dört ayaklı minareyi düşünün, bir de Eyfel Kulesi'ni. Birisi ne kadar zarif ise diğeri o kadar hantal ve kaba. İnsanlar görmeye giderler, ben her şehre saygı duyarım, ama Eyfel Kulesi'nde ne bulduklarını bilemem. Ama dört ayaklı minareye bakan herkes, kendisinden bir şey bulur."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2005'te yaptığı konuşmasından itibaren başlattıkları Çözüm Süreci'nin aslında "yeni bir inşa süreci" olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Allah, Diyarbekir'in her şeyini aziz kılsın. İşte bütün bu yüreğimizi parçalayanlar karşısında biz, birleştirenlerden olmak için büyük çaba sarf ettik, hala sarf ediyoruz. Hep zikrediyorum, 2016 kritik bir dönüm yılı. Bir tarafta Sykes-Picot, diğer tarafta Kut'ül Ammare. Kut'ül Ammare Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Sünnilerin, Şiilerin Bağdat yakınında Bağdat'ı savunmak için omuz omuza verdikleri ve zafer kazandıkları kutlu bir savaş. O diyarlar üzerinde Sykes-Picot ürettiler, böldüler, parçaladılar ve yüreklerimizi birbirinden ayırdılar. Ve yüzyıl sonra bir yol ayrımındayız. Ya yüreğimizle birlikte vatanımız, vatanımızla birlikte gönül coğrafyamız, gönül coğrafyamızla birlikte bütün iddialarımız, ideallerimiz birleşecek, bütünleşecek ya bizi lime lime parçalamaya çalışacaklar."

2005'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde Diyarbakır'da yaptığı konuşmaya atıfta bulunan Davutoğlu, kendilerinin o konuşmadan bu yana hep bütünleştirmeye, birleştirmeye çalıştıklarını, birilerinin ise hep parçalamaya çabaladığını ifade etti.

Başbakan Davutoğlu, 7 Haziran seçimleri sonrasında ortaya çıkan siyasi tablo dolayısıyla ülkenin kaosa, krize düşeceğini hesap eden bölücü terör örgütü ve hain odakların içeride ve dışarıda harekete geçtiklerine dikkati çekerek, "Silahlı isyan çağrısında bulundular. Daha önce 6-7 Ekim olaylarında olduğu gibi şehirlerimizi tarumar etmek için bütün güçleriyle harekete geçtiler ve zannetiler ki onlar bu memleketi bir araya getiren, bu yüreği bütünleştiren ana değerleri parçalayabilecekler. 23 Temmuz'da hepinizin bildiği gibi huzur ve demokrasi güvenlik operasyonlarını başlatmak zorunda kaldık. Onlar yakmaya, yıkmaya tahrip etmeye çalışırken biz kamu düzenini inşa etmeye, her yerde barışı, huzuru hakim kılmaya çalıştık." diye konuştu.

Çözüm Süreci ile bütün tıkanıklıkları aşmaya, bütün yolları, bütün engelleri aşarak bir birlik yoluna çıkmaya çalıştıklarını ifade eden Davutoğlu, "Onlar, verdikleri, yaptıkları bütün eylemlerle yeni barikatlarla şehirlerimizi, ilçelerimizi, Sur'umuzu parçalamaya çalıştılar. Çukurlar kazdılar, barikatlar kurdular, el yapımı bombalarla insanların günlerini, gecelerini kararttılar ve zannettiler ki bu devlet acizdir ve onlarla mücadele etme cesareti ve kararlılığı göstermeyecektir ve zannetiler ki bölge halkı onların yanında yer alacak. Bu iki hususta da yanıldılar ve yanılacaklar." değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, tahriklere, provokasyonlara karşı dimdik durdukları için Diyarbakırlılara teşekkür etti.

 "Devletimizin şefkat gücünü de, şefkat elini de, kudret elini de birlikte kullandık, kullanacağız." diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devletimiz dediğimizde aziz Diyarbekirliler, bu sizin devletiniz, bu 78 milyonun devleti, hiç kimse bu devlete tek başına malik değildir ve hiç kimse bu devletin vatandaşlarının herhangi bir kesimini ayırma, dışlama hakkına da sahip değildir. Hep beraber kamu düzeni derken, hepimizin düzeninden bahsediyoruz, hepimizin huzurundan bahsediyoruz. Biz bütün bu hesapları bozma amacıyla en kararlı bir şekilde terörün üstüne gittik. Terörle mücadelede hiçbir tereddüt göstermedik ve bir kez daha Diyarbekir'den ilan ediyorum, Sur'un bütün sokakları gibi, Cizre'nin, Silopi'nin bütün sokakları gibi, Diyarbekir'in bütün sokakları, Mardin'in, Bingöl'ün, Van'ın, Bitlis'in, bütün güzel şehirlerimizin tüm sokakları, bu güzel mekanların, bu güzel ülkelerin dağları, ovaları, vadileri huzur ve sükun bulana kadar da gece, gündüz uyumayacağız, terörle mücadeleye devam edeceğiz. Bir tarafta bu kararlılığımız varken, bir tarafta devletimizin kudret eli varken emin olunuz ki, şefkat elimizle de bütün halkımızın yanında olacağız, ellerini tutacağız, gözlerine bakacağız, yüreğimizi yüreklerine değdirip, 'Bu yürekleri kimse parçalamayacak' diye haykıracağız."

Terörle mücadele devam ederken, 2 ay önce Mardin'de açıkladığı, Huzur, Demokrasi Eylem Planı ile yaraları sarmak, şehirleri, ilçeleri tekrar inşa etmek ve vatandaşlara her an yanlarında olduklarını göstermek için harekete geçtiklerini vurgulayan Davutoğlu, "Ankara'da geniş kapsamlı eylem planları hazırladık. Bakan arkadaşlarımız alanda, gece, gündüz bölge halkıyla birlikte oldu. Ben de söz vermiştim, demiştim ki 'Bundan sonra her cuma, Doğu'da, Güneydoğu'da bir ilde olacağım. Her hafta bir doğuda, bir batıda olacağım.' Hamdolsun gücümüz yettikçe, bunun gereğini yaptım. Mardin'de, Bingöl'de, Silopi'de, Van'daydım, İzmir'deydim, Manisa'daydım. Bugün, Allah'a hamdolsun diyarların en mübareği Diyarbekir'deyim." ifadelerini kullandı. 

"TÜRKİYE 90'LARIN TÜRKİYESİ DEĞİL"

Terörün getirdiği ızdırapları yaşayan Silopi'de de, halkla yan yana geldiklerini aktaran Davutoğlu, Diyarbakır ve Silopi'de yaşadığı iki anısını şöyle anlattı:

"Birisi, Kurban Bayramı'nda Ulu Cami'de, Mehdi Bey arkadaşlar hatırlayacak, yanımda ihtiyar bir Diyarbekir beyefendisi vardı, elimi tuttu, dualar etti, 'Bizi yalnız bırakmadığınız için Allah razı olsun, bizi yalnız bırakmayın' dedi. Silopi'de de yine cuma namazında 90 yaşını muhtemelen aşkın bir dedemiz, eline sarılıp öpmeye çalıştığımda dualar etti, 'Bizi bırakmayın, bizi terk etmeyin' dedi. Allah şahit olsun, millet şahit olsun, tarih şahit olsun hiçbir zaman, hiçbir vatandaşımızı bunların insafına terk etmeyecek, yalnız bırakmayacağız. Bunu yüreğimden gelerek, yürek diyarı Sur'da zikrediyorum ve aynı şekilde hiçbir vatandaşımızın mağdur olmasına da izin vermeyeceğiz.

Türkiye 90'ların Türkiyesi değil, 80'lerin Türkiyesi değil, daha önceki dönemlerin Türkiyesi değil. Türkiye'de milletin her kesiminin verdiği oylarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seçmen sayısına, yüzde 49,5 oyla gelmiş bir iktidar var. Biz bu anlamda, bize oy versin, vermesin her vatandaşımızı hem temsil ediyor hem hakkını korumaya kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz."

Davutoğlu, geçen hafta Manisa'da olduğunu, vatandaşların orada kendilerine gösterdiği muhabbeti ve heyecanı Diyarbakır'da da yaşadığını söyledi.

Birilerinin buna karşı sükutu hayal yaşadığını ifade eden Davutoğlu, "Onlar, sokağa çıkın, yürüyün Sur'a doğru' dediklerinde çok az Diyarbakırlı onların çağrısına ses vermişti. Ama Rabbim gelin, aynı Ulu Cami'de, aynı güzel mekanda saflarla, aynı kıbleye dönün dediğinde Diyarbekirli bütün aşkıyla koşar gelir." diye konuştu.

 

Davutoğlu, güçlü bir mesajla ağırlandıklarını belirterek, "Biz de emin olun ki elimizdeki bütün imkanlarla gereğini her zaman yapacak, her zaman Diyarbekir'de olacağız." dedi.

Hazreti Mevlana'nın "Biz bu topraklara sevgi tohumu ektik, ekmeye geldik" sözünü hatırlatan Davutoğlu, "Ben de Hazreti Mevlana torunu olarak, sizlere söz veriyorum, biz bu topraklara sevgi tohumları ekmeye geldik, sevgi tohumları ekeceğiz." diye konuştu.

Diyarbakır'da şahsi bir evinin olmasını arzu ettiğini ve bu konuyu eşi Sare Davutoğlu ile de paylaştığını dile getiren Davutoğlu, mekânının Diyarbakır olmasını istediğini söyledi.

Geçen hafta Bakanlar Kurulu'nda Birlik, Huzur, Demokrasi Eylem Planı'nın geldiği son aşamayı gözden geçirdiklerini anlatan Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sur bağlamında, özel bir toplantıda saatlerce Sur'u sokak sokak ele aldık neredeyse. Şunu ifade edeyim, bir bütün bölge için düşündüğümüz planlamalar var, bir terörden mağdur olmuş ilçelerimiz için yaptığımız planlamalar var, bir de her ilçe için ayrı ayrı yaptığımız planlamalar var. Silopi'nin ihtiyacı Sur'dan farklı, Cizre'nin ihtiyacı Silopi'den farklı. Her birisi için ayrı ayrı çalışıyoruz. Amacımız çok açıktır, insanı korumak, mekanı korumak, zamanın dokusuna, ruhuna uygun bir şekilde hayatı normalleştirmek. En iyi şartları vatandaşlarımıza sağlamak. Önce insanı korumak, insanı koruyamayan hiçbir plan, insana hitap etmeyen hiçbir proje hayatta karşılığını bulamaz, tarihte de yer alamaz. Bizim ilk ve öncelikli amacımız insanımızı korumaktır, insanımıza hitap etmektir. Sur'u barikatlarla yolları kapatarak, yaşanmaz hale getiren, çukurlar kazan, okullara ulaşımı, hastanelere gidişi engelleyen, el yapımı bombalarla vatandaşımızın canını kastederek tahrip edenler, karşılarında çok kararlı ve milletle bütünleşmiş bir siyasi irade görünce elhamdülillah burada barınamadılar, barınamayacaklar."

Davutoğlu, Birlik, Huzur, Demokrasi Eylem planı çerçevesinde Sur'u da yeniden inşa ve ihya edeceklerini duyurduklarında, bazı kesimlerin birtakım dedikodularla vatandaşın kafasını karıştırmaya çalıştıklarını belirtti.

"Sur'u insansızlaştırmak istiyorlar, Sur'dan Diyarbakırlıları çıkarmak istiyorlar, Sur'u kentsel dönüşüm ile yüksek katlı binalarla rant alanı haline getirmek istiyorlar." gibi dedikodular çıkarıldığını aktaran Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bre insafsızlar, siz bizim yüreğimizdeki Diyarbekir sevgisini, siz bizim zihnimizdeki tarih idrakini bilseydiniz, aynaya bakmaya utanırdınız. Bizim için bunların hepsi kutsal bir emanettir. Açık ve net ilkemizi en önden söylüyorum. Diyarbekirlilerin ve Sur'da yaşayan vatandaşlarımızın rızası hilafına tek bir adım atılmayacaktır. Her şeyi sizlerle konuşarak, sizlerle birlikte yapacağız. Sizinle istişare ederek, konuşarak yapacağız ama Sur'u da bu haliyle, teröristlerin yıktığı, tahrip ettiği bu haliyle de bırakmayacağız. En güzel şekilde inşa edeceğiz, yangın yerinde Allah'ın izniyle gül yetiştireceğiz. En önemli ilkemiz bu. İnsanımızın hayat hakkı, insanımızın huzuru, temel hak ve özgürlükleri söz konusu olduğunda akan sular durur. İnsanımızı koruyacağız, mağduriyetleri gidereceğiz ve insanımızın mekanla ilişkisini kesinlikle bozmayacağız."

Mülkiyet hakkına kesinlikle riayet edileceğinin altını çizen Davutoğlu, mimari çalışmalar yürütülürken insanı, tarihi ve mimari dokunun kesinlikle korunacağını, bunu bir taahhüt olarak belirttiğini kaydetti.

"VATANDAŞLARIMIZ KESİNLİKLE MAĞDUR EDİLMEYECEK"

"Hiç kimse tereddüt etmesin, burada mülkü olanlar ellerindeki imkanlarıyla neler yapabileceklerse mimari planlama içinde yapma hakkına sahip olacaklar. Kirada olanlar kira öder gibi, mülk sahibi olacak şekilde düzenleme yapıyoruz." diyen Davutoğlu, "Kötü kentleşme esnasında gelip buralarda çok kötü şartlarda evlerde yaşayan vatandaşlarımız kesinlikle mağdur edilmeyecek. Gecekondu, işgalci gibi konumda olanlar dahi her biri en iyi şartlarda, çağdaş ev imkânlarına sahip olacaklar." dedi.

 Bu konuda hiç kimsenin tereddüt etmemesini isteyen Başbakan Ahmet Davutoğlu, kimsenin aç ve açıkta kalmayacağını vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

"Kendi ülkelerini, evlerini, barklarını, mülklerini, şehirlerini terk ederek sığınmak üzere bu mübarek ülkeye, bu al bayrağın altına gelen 2,7 milyon Suriyeli kardeşimizi barındıran bu kudret ve güç, vatandaşlarımıza en iyisini yapacak kudret ve güçtür, aynı zamanda. Vatandaşlarımız hangi siyasi görüşte, hangi anlayışta olursa olsun her bir vatandaşımızı en iyi şartlarda konut imkanlarına kavuşturacağız." 

Davutoğlu, Sur'dan çıkan hiçbir vatandaşın açıkta kalmayacağı konusunda gerekli ilgililere talimat verdiklerini ve takipçisi olduklarını söyledi. Her vatandaşa barınak, kira yardımı yapıldığını, barınak yeri bulamayanları otellerde ağırladıklarını anlatan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Eğer Diyarbakır uyuyamıyorsa, biz de uyuyamayız. Diyarbekirli kardeşlerim emin olsunlar, vatandaşlarım emin olsunlar, hiçbir tezvirata kapılmasınlar, acele kamulaştırma gibi tamamıyla hukuki bir süreç anlamında attığımız adım, onların temel hak, özgürlükleri ve mülkiyet haklarını kesinlikle tehlikeye sokmayacağı gibi teminat altına alacaktır. Bu terör örgütünün yaptığı tezvirata hiçbir şekilde izin vermesinler. Bunu söylemek için buradayım. Zaten Diyarbakır'ı özlemiştim ama bu tezviratların yayıldığını görünce bizzat gelip, mekanında olayın ve sürecin dokusunu, doğasını Diyarbekirli vatandaşlarımla paylaşmak istedim."

Davutoğlu, önem gösterdikleri ikinci unsurun ise Diyarbakır'ı korumak olduğunu belirtti. Diyarbakır'ın kimsenin şahsi mülkü olmadığına işaret eden Başbakan Davutoğlu, Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Diyarbakır ile ilgili bir anısını anlattı.

Suriye politikaları ile ilgili hakkında gensoru verildiğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Meclis'te yaptığım konuşmamda, 'Saraybosna'nın kaderi İstanbul'un kaderidir, Semerkant'ın, Buhara'nın, Bağdat'ın, Şam'ın, Kudüs'ün kaderi İstanbul'un kaderidir' dedim, tabii buna yürekten inanarak söyledim ve hala aynı şeyi söylerim. Bunun üzerine bugün bu terör odaklarını destekleyen siyasi partinin o günkü temsilcilerinden biri, güya beni köşeye sıkıştıracak, güya küçük aklıyla bu ülkenin farklı şehirlerine farklı baktığımız imajını verebilmek için bir soru yöneltti bana, 'Sayın Bakan' dedi, Dışişleri Bakanıyım, ' (İstanbul'un kaderi, Saraybosna'nın, Semerkant'ın kaderi İstanbul'un kaderi) dediğiniz gibi (İstanbul'un kaderi Diyarbakır'ın kaderidir) desenize bir kere de' dedi. Şöyle cevap verdim o gafile; 'Bunu demeyi zül addederim. Biz dışarıda olan için kendi kaderimizi bir sayarız, 'İstanbul'un kaderi Saraybosna'nın kaderi gibi' deriz, bu ülkenin dışında ama Diyarbekir için böyle bir şey söylemeyi zül addederiz. Çünkü Diyarbekir biziz, biz Diyarbekiriz."

Davutoğlu, Sur'un mekanında korunacağını belirterek, "Diyarbakır'ın her taşı korunacak. Her mimari eseri korunacak. Kentsel dönüşüm kavramını sağ sola çekerek özellikle Sur içinin bir rant alanına dönüşeceğini iddia edenler bilsinler ki arkadaşlarımla yaptığım toplantıda şunu ifade ettim. Hiçbir bina yukarıdan ve ufki olarak bakıldığında Ulu Cami'nin minaresinden yüksek olmayacak. Hiçbir bina tarihi eserlere tepeden bakmayacak. Hiçbir bina o güzel surlara tekebbür edemeyecek. Bu bizim size taahhüdümüzdür. Diyarbekir'i olduğu gibi, olması gerektiği gibi inşa edeceğiz. Bunu yaparken de sizin rızanızla yapacağız." değerlendirmesinde bulundu.

"DANIŞMA OFİSLERİ KURULACAK"

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Diyarbakır'da, Sur'da danışma ofisleri de kuracağını açıklayan Başbakan Davutoğlu, "Herkes buraya gelip danışabilecek. 'Benim şurada şu evim vardı, acaba şimdi nasıl bir imkana sahip olacağım' ya da 'Şöyle bir kanaate sahibim, sizinle paylaşmak istiyorum' dendiğinde her an onlara hizmet edecek danışma ofisleri kuracağız. Hiç kimsenin rızası dışında bir şey yapmayacağız. Çünkü biz kul hakkını, şehit hakkıyla birlikte düşünürüz." diye konuştu.

Davutoğlu, Sur'un mekanının korunmasının iki ana temele dayanacağını belirterek, "Birisi UNESCO kültürel mirası ilan edildiği için Dışişleri Bakanlığım döneminde bizzat takip ettiğim bir meseledir, Sur ve Hevsel Bahçelerinin UNESCO kültür mirası olması. Elhamdülillah oldu, kabul ettirdik. Bu kültürel miras çerçevesinin dışında, Surlar ve Hevsel Bahçeleri ile ilgili tek bir adım atılmayacak. Kültürel miras korunacak." ifadelerini aktardı.

2012 yılında uzun çalışmalar sonrasında kabul edilen Koruma Amaçlı İmar Planının esas alınacağını işaret eden Davutoğlu, bunun, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından da onaylanmış bir plan olduğunu anımsattı.

Devlet ile milletin bütünleşmesine karşı çıkıldığına dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bu iki sütun üzerinde yükselecekse Sur içi mimari plan, o zaman neden kaygı duyuyorlar. Kaygıları, kendilerinin istismar edileceği bir alanın yok olacak olması. Sur'un inşası ile birlikte dünya ölçeğinde Diyarbekir'in tanınacak olması. Ben Toledo dediğimde bir sürü farklı şeye çektiler. Bunlar medeniyet cahili, gerçekten kültür cahili. Toledo denilen o güzel Endülüs şehrinin Tuleytula olarak hemen hemen aynı yıllarda Diyarbekir ile birlikte bir başka coğrafyada bizim medeniyetimizin şehri olarak doğduğunu bunlar bilmez. Diyarbekir'in her bir minaresi ile şu anda çoğu aslı fonksiyonunu yitirmiş olan Tuleytula'nın her bir minaresinin birbirine benzerliğini bilmez. Zihinleri ya Franko'ya ya da Stalin'e çalışır."

İnsanlığın hülasası biblo bir şehir kuracaklarını vurgulayan Davutoğlu, herkesin merakla gelip görmek isteyeceğini ve herkesin Diyarbakır'ın irfanına, hikmetine, burcuna, minaresine geleceğini söyledi.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Arkadaşlarımız alanda çalışıyor. Kültür ve Turizm Bakanımız, Çevre ve Şehircilik Bakanımız, bütün arkadaşlarımız çalışıyorlar. Eğer birisi getirir ve bana derse ki UNESCO kültür mirasına aykırı ya da 2012 Koruma İmar Planına aykırı bir iş yapılıyor derse, hesabını bizzat ben soracağım. Bunu diyemiyorsa, kimse bu plana karşı çıkmamalı. Bu iki esası koruyacağız. Birincisi, UNESCO kültürel mirası çerçevesinde Diyarbakır surları korunacak. Her bir burç tarihi özelliğine göre, kültürel bir alan haline dönüşecek. Bir müjdeyi daha ifade edeyim. O dönemde güya şehir hava alsın diye surları yıkan o yanlış çarpık anlayışa karşı biz surların eksik kalan yerlerini de aslına uygun olarak inşa edeceğiz. O tek parti zihniyeti ile, CHP'nin, bunların zihniyeti aynı. Onun için Demirtaş, Kılıçdaroğlu'nu bölgeye davet ediyor. Zihniyetleri aynı, onun için davet ediyor. Birisi Türk Baas'ı, birisi Kürt Baas'ı. Tarih bilmezler, derinlik sahibi değiller. Kendilerinden başkalarına tahammül edemezler. Her ikisi de, biri Arap Baas'ı, Esad'a destek verirler. Şimdi biz ise sadece o köklü birlikteliğimizi muhafaza ediyoruz. Diyarbakır surlarını aslına uygun şekilde koruyacağız."

Burçları kültür mekanları haline dönüştürmeye çalışacaklarını belirten Davutoğlu, kültürel miras listesinde yer alması hasebiyle Hevsel Bahçelerini koruyacaklarını söyledi.

Hevsel Bahçelerini tanınır kılacaklarını dile getiren Davutoğlu, "Doğanın en güzel örneklerinden biri olarak insanlığın hizmetine, ziyaretine açık hale getireceğiz." dedi.

Başbakan Davutoğlu, Ulu Cami'nin restorasyonunun da sürdüğünü aktararak "Minarenin restorasyonu devam ediyor. Ulu Cami ve Hasan Paşa dahil olmak üzere, bizi büyük bir muhabbetle bağrına basan Diyarbekirli'nin buluştuğu mekanı da inanç turizm alanı olarak herkesin ziyaretine açık halde muhafaza edeceğiz. Ulu Cami'yi gözümüzün nuru gibi koruyacağız." diye konuştu.

İçkale ve Hazreti Süleyman civarının aynı şekilde korunacağını kaydeden Davutoğlu, İçkale'de restore edilen 9 tarihi eser bulunduğunu hatırlatarak, "2012 Koruma Amaçlı İmar Planı'nın gereği olarak, İçkale'nin ve hemen yanındaki Cevat Paşa Mahallesi'nin -ki maalesef son derece çarpık bir yapılaşmanın da olduğu yerlerdi- de olduğu tarafa doğru da bu planın bir parçası olarak birçok yıkım, bizzat belediye tarafından yapıldı orada, dolayısıyla itiraz edemezler. O bölgeyi de inanç turizminin ikinci ayağı ve kilisesiyle, camisiyle, İçkale'nin içindeki tarihi eserleriyle birlikte örnek bir tarihi mekan olarak, tamamıyla Diyarbakır tarihi eserlerinin dokusuna uygun olarak yeniden inşa edeceğiz" diye konuştu.

Tarihi eserlerin de bulunduğu Ali Paşa ve Lale Bey mahallelerinde, yüzde 60 kamulaşmanın gerçekleştiği alanı, örnek bir mahalleye dönüştüreceklerini kaydeden Davutoğlu, böylece merkezde Ulu Cami ve civarı, bir uçta Hazreti Süleyman, İçkale, Cevat Paşa, diğer uçta da Ali Paşa ve Lalebey mahallelerini yavaş yavaş Diyarbakır'ın aslına uygun şekilde ihya edeceklerini bildirdi.

Bu konudaki planların zaten daha önceden yapıldığını söyleyen Davutoğlu, son olaylarda ciddi tahribat görmüş Fatih Paşa, 4 Ayaklı Minare ve Ulu Cami ile İçkale arasındaki mahalleleri yeniden tanzim edileceğini aktardı.

Yanan Fatih Paşa Camisinin halini görünce ağlayan bir Kürt ninenin, "Biz bunun için mi buralarda yaşadık" şeklindeki sözlerinin, herkese tercüman olduğunu anlatan Davutoğlu, Fatih Paşa Camisinin her taşının ince işçilikle ihya edileceğini ifade etti.

Fatih Paşa'nın esas banisi Bıyıklı Mehmet Paşa'nın hikayesinin önemli olduğunun altını çizen Davutoğlu, fetih esnasında Bıyıklı Mehmet Paşa ile İdris-i Bitlisi'nin bir araya gelmesinin, yüreklerin birleşmesini ifade ettiğini söyledi.

Yaklaşık 400 yıl Diyarbakır emniyette olduğu için Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın özgür olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, aynı devletin çatısı altında bütün kadim medeniyetin temsilcilerinin onur ve gururla yaşadıklarını dile getirdi.

O büyük medeniyeti, Bıyıklı Mehmet Paşa ile İdris-i Bitlisi arasındaki tarihi kardeşliği yıkmak için sembolik şekilde Fatih Paşa Camisinin yakıldığını ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

 "Biz de onlara inat Fatih Paşa Camisini, Bıyıklı Mehmet Paşa'nın, İdris-i Bitlisi'nin hatırasını en iyi şekilde yeniden imar edeceğiz. Böylece, Fatih Paşa, Cevat Paşa, aşağıda Ali Paşa, Lalebey, merkezde Ulu Cami, bu hat tarihi dokuları tescil edilmiş bütün binalar korunarak ayağa kaldırılacak. Bu çerçevede üzerinde hassasiyetle duracağımız yerlerden biri Gazi Caddesi ki Sur içinin omurgasıdır, can damarıdır. Gazi Caddesi ile ilgili özel bir plan uygulayacağız. Gazi Caddesi üzerindeki bütün binalar dış cepheleri itibarıyla Diyarbakır'ın mimarisine uygun bir şekilde restore edilecek. Sokak sağlıklaştırması şeklinde binalar tek tek ele alınacak."

"BUNLARIN TEK DERDİ VAR, TERÖRİSTLERE İŞ MAKİNELERİYLE ÇUKUR KAZMAK"

Başka şehirlerde AK Parti belediyelerinin bunun güzel örnekleri yaptığını aktaran Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama ne yazık ki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin, bunların tek derdi var, teröristlere iş makineleriyle çukur kazmak, barikat yapmak. Başka dertleri yok. Sonra da alttan el yapımı mayınlarla halkın hayatını karartmak. Diyarbekirli için, bütün milletimiz gibi en aziz değer ev mahremiyetidir. Ev mahremiyeti, namus anlamına gelir. Bu terör örgütü var ya Sur içinde yaşayan vatandaşlarımıza 'Gece kapıları kapatmayın, istediğimiz anda gelebilelim' diye tehdit edip, kapılarını açık bıraktırdılar. Allah aşkına hangi değerimizde, hangi toplumsal ahlak ölçülerimizde, böyle bir şeye izin verilir.

İşte, biz bunların hepsini bitirmek için geldik. Eğer biz, Sur içerisinde, Cizre'de, Silopi'de ve diğerlerinde bu şikâyetleri tek tek almamış ve bilmemiş olsaydık, bu operasyonları halkın talebi olarak da değerlendirip yapmayabilirdik ama önce bize yaşayan halktan şikâyet geldi. Bilinsin ki bundan sonra hiç kimse, hiç bir Diyarbekirli'nin evine gelip de 'Kapını bundan sonra açık tutacaksın, ben istediğim zaman girebilirim' diyemeyecek. Milletimizin her bir ferdinin namusu, ahlakı, kamu düzeni çerçevesinde devletimizin en güzel emanetidir."

Gazi Caddesi üzerindeki ekonomik ve sosyal hayatın da canlanacağını ifade eden Davutoğlu, bunun gereğini yapacaklarını söyledi.

Esnafın vergi ve prim borçlarını ertelediklerini anımsatan Davutoğlu, esnafın kredi borçlarıyla ilgili de bir çalışma yaptıklarını bildirdi.

Terör mağduru esnafın mağduriyetlerini gidermek için faizsiz kredi dahil, her türlü aracı devreye sokacaklarını kaydeden Davutoğlu, ekonomik hayatın canlanacağını, tabelaların şeklinden, binaların cephelerine kadar her şeyin gözden geçirilerek, Diyarbakır ve Sur'un dokusuna uygun hale getirileceğini anlattı.

Mesken alanlarında, Diyarbakır'a özgü bazal taşı ve mimarinin kullanılmasına özel özen göstereceklerini söyleyen Davutoğlu, Diyarbakır'ın güzel ev kültürüyle yaşaması konusunda, gerekli adımları atacaklarını dile getirdi.

Dicle Vadisi projesiyle Diyarbakır'ın Dicle ile bütünlüğünün pekişeceğini ve doğayla bütünleşen bir şehir haline dönüşeceğini belirten Davutoğlu, bunun yanında kültürel hayatı canlandıracak adımları da atmayı düşündüklerini aktardı.

Davutoğlu, bu kapsamda, Ali Emiri'nin adına bir kütüphane inşa edeceklerini de söyledi.

Diyarbakır'ın ilim, irfan ve hikmet diyarı olduğunu belirten Davutoğlu, Diyarbakır'ın tekrar güzel özelliklerine kavuşacağını, sanat mirasçısı ve kaybolmak üzere olan bir sanatı ihya eden merhum hattat Hamid Aytaç'ın mirasının da yaşatılması için büyük bir hat okulu ve hat müzesi inşa edileceğini bildirdi.

Musikide Diyarbakır'ın gönlünün sesini tanıtan Celal Güzelses adına da Musiki Cemiyeti inşa edileceğini anlatan Davutoğlu, "Cahit Sıtkı Tarancı, Sezai Karakoç gibi gerçek Diyarbekir aşıklarının gurur duyacağı, tekrar 'Diyarbekir inşa ediliyor' diyecekleri, tabi, Cahit Sıtkı rahmetli oldu ama inşallah Sezai Karakoç üstat bunu hissedecek ve bunun yaşanmasını bizzat gözleyecektir. Kültürüyle, mimarıyla bunları en iyi şekilde tekrar Diyarbekir halkının hizmetine ve insanlık birikiminin şahitliğine sunacağız." diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu'nun "Yeniden Sur, Sur'da yeniden hayat, Sur yeniden mamur" sözlerinin ardından, Sur'da yapılacak çalışmaların anlatıldığı animasyon film gösterimi yapıldı.

Sunumun ardından, "Bu sadece zihinlerde canlansın diye küçük bir kesit" diyerek konuşmasına devam eden Davutoğlu, yüreklerindeki Diyarbakır'ın her zaman tarihte olduğu gibi bütün insanlık birikimini yansıtan ve insanların kendisine baktığında ibret aldıkları "mürşit bir şehir" olma özelliğini koruyacağını kaydetti.

"TERÖRE KARŞI MÜCADELE, KARARLILIKLA SÜRDÜRÜLECEK"

"Özetle bugünkü ziyaretimle temel mesajlarım şunlardır" diyen Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Birincisi, her ne suretle olursa olsun, teröre karşı mücadele kararlılıkla sürdürülecek ve Diyarbekir'in her bir sokağı, Sur'un her bir evi, huzur ve güvene kavuşuncaya, kamu düzeni ihya edilinceye kadar bir an bile durmayacağız. İkincisi, insanımıza yüreğimizden gelen sesle sahip çıkacak, hiçbir vatandaşımızın mağdur olmasına izin vermeyecek, olmuş olan ve olabilecek bütün yaraları tek tek saracağız. Üçüncüsü aç ve açıkta, muhtaç ve mağdur hiçbir vatandaş bırakmayacağız. Dördüncüsü, Diyarbekir'i bütün güzel özellikleriyle, Sur içi de dahil olmak üzere en titiz şekilde yeniden inşa edeceğiz. Beşincisi, Diyarbekir bu özelliklerini korurken gelişecek ve Diyarbekir'in kapanan iş yerleri, Diyarbekir'in duran ekonomik hayatı tekrar canlandırılacak.

Esnafımıza, iş adamlarımıza her türlü kolaylığı göstereceğiz. Bu olaylar dolayısıyla maalesef 26 otel kapanmak zorunda kaldı, maalesef bir çok esnaf, dükkanın kepengini indirmek zorunda kaldı, kapatmak durumunda kaldı iş yerini. Bunların hepsinin tek tek açılmasına bizzat destek olacağız ve uyguladığımız programlarla hayatı Diyarbekir'de tekrar canlandıracağız. Altıncısı, Diyarbekir bütün güzel şehirlerimiz gibi geleceğe ümitle bakacak. Diyarbekir, bu anlamda ülkemizin bütün şehirleriyle birlikte önümüzdeki 10 yılların yükselen, sadece Türkiye'de değil, sadece yakın gönül coğrafyamızda değil, dünyada dahi örnek olarak anılan bir şehir haline gelecek."

Başbakan  Ahmet Davutoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ulu Cami bizim yüreğimizdir, koruyacağız. Sur içi bizim namusumuzdur, ihya edeceğiz. Diyarbakır bizim şerefimizdir, şerefimizi nasıl korursak, Diyarbekir'i öylesine koruyacağız. Allah Diyarbekir'i aziz eylesin, Diyarbekirlileri her zaman başı dik, her zaman geleceğe ümitle bakan, değerli hemşehrilerle aziz ve baki eylesin." 

Yazar: Haberci
diyarbakır sur projesi davutoğlu surda ahmet davutoğlu diyarbakır sura yapılacak proje
Advert
Bununla ilgili sen ne düşünüyorsun?
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kartal'da Duman'lı gece
Kartal'da Duman'lı gece
Oshima Tershanesi'nde Türkler İçin Yapılan Gemi Suya İndi.
Oshima Tershanesi'nde Türkler İçin Yapılan Gemi Suya İndi.