Fethullah Gülen kaybetti de Abdullah Gül kaybetmedi mi?
Aydın Kol

Fethullah Gülen kaybetti de Abdullah Gül kaybetmedi mi?

Yine bir seçimi geride bıraktık. Seçimlerin sık ve fazla oluşu şüphesiz demokrasi tecrübemizi artırmaktadır. Bunun yanı sıra gittikçe gerginleşen siyasal kutuplar arasındaki enerji birikmesini de boşa çıkarmaktadır. Seçimlere bu yönüyle bakmakta fayda olduğu kanaatindeyim.

Seçim sonuçlarıyla ilgili sayfalar dolu analiz yapılabilir. Her şeyden önce 5 aydan daha kısa bir sürede bir partinin oylarını dokuz puan artırması ayrı bir inceleme konusu olmalıdır. Kurulduğu günden bu yana girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkan başka bir ülke örneği daha var mıdır. Araştırmak lazım.

1 Kasım'da AK Parti karşısında Kılıçdaroğlu’ndan tutun Haydar Baş’a kadar irili ufaklı ne kadar siyasi parti varsa alayı yerle yeksan oldu. Siyasi konjonktür içinde kurumsal olarak mücadele veren bahsi geçen tüm partiler kendi iç dinamiklerine bunun hesabını verir topluma gerekli izahatı yaparlar. Bunlar skor tabelasına mağlup olanlar diye kayıtlara geçti. Birde sandığa girmeyen oylanmayan ama esasında onlarında mağlup olduğu bir kesim var.

Yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda, seçim sonuçlarını incelediğimizde ayrıca kimlerin seçimi kaybettiğini analiz edebilmemiz için  bazı hususları kayıt altına almakta fayda var.

Burada eskinin cemaatine şimdinin örgütüne ayrı bir başlık açmak lazım. Malum yapılanma, sistematik bir biçimde devletin en derin hücrelerine nüfuz ediyor, devletin  ve kişilerin en mahrem bilgilerine ulaşıyor, istihbarati bilgileri devletin güvenliğini bekasını hiçe sayarak yeri geldiğinde ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’ diyerek alçakça onlara servis ediyor, uluslararası alanda kirli kampanyalar başlatıyor. Amaç nemi? Tabiki dış odakların ve kendi menfaatlerinin doğrultusunda siyaseti dizayn etmek ve kendi güdümünde bir iktidar teşkil etmek.

Hiç düşündünüz mü? Banka kuruyorlar, sigorta şirketi kuruyorlar, kargo şirketine varıncaya kadar girilmedik sektör bırakmıyorlar da neden bir siyasi parti kurmuyorlar. Bunun üzerinde ciddi ciddi düşünmek gerekir.

Siyasi parti kurmak demek risk almak demek, seçimlerde mağlup olmak demek.  Mevcutlara sızmak varken onlara yön vermek varken birde bürokraside önemli makamlara kendi adamlarını getirerek hükümeti ve devleti kilitlemek varken neden böyle bir riske girsinler ki. 
Haaa şunu diyebilirler “Bizim siyasetle işimiz olmaz, Hz.Cebrail parti kursa desteklemeyiz derseler”. Artık yemezler.  “Hayvan terli yem kesmiyor artık”.

AK Parti’ye esasen Erdoğan’a diz çöktürmek üzere Gezi ayaklanmasıyla başlayan süreçte takındığı sessizliği ve tarafsızlığı bulunduğu Cumhurbaşkanlığı makamına  yorduğumuz Abdullah Gül için ne demeli. Tamam görev süren bitti. Senin dava arkadaşlarını linç etmek için bekleyen bir güruha bir çift laf söylenmez mi? 

Tamam bu seçimde Fethullah Gülen kaybetti de Abdullah Gül kaybetmedi mi?

****
İki kişi kavga ediyormuş. Onları izleyenler kendi aralarında konuşuyormuş. Sen kimi tutuyorsun. Biraz sonra söylerim demiş diğeri. Bu arada kavga devam ediyormuş. Arkadaşı tekrar 'sen kimi tutuyorsun' diye sorunca; “Biraz sabret kim yenerse onu tutacağım” demiş.

Bununla ilgili sen ne düşünüyorsun?
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Weecomi Markası ile Dünyaya Yazılım Satıyor
Weecomi Markası ile Dünyaya Yazılım Satıyor
Twitter'dan 280 karakter atağı
Twitter'dan 280 karakter atağı