Görülenler halüsinasyon değil ve sıkıntı çok büyük
Aydın Kol

Görülenler halüsinasyon değil ve sıkıntı çok büyük

Aydın dediğin tercihen solcu olmalı, biraz Marksist biraz Maocu, bir tutam Ateist kısmen Deist ama bolca devrimci olmalı, laik olmalı, çağdaş olmalı bir de bütün bunları derleyip toparlayacak,  icabında kendine gelecek eleştirileri savuşturacak kadar Kemalist olmalı.  İçindeki zehri zerk ederken narkoz mahiyetinde İslamla ilgili Yaşar Nuri Hoca’dan birkaç cümle kapmış olmalı. (Zekeriya Beyaz alay konusu olabileceği için mümkünse tercih edilmemeli.)

Konu din ve vicdan özgürlüğü olunca “Dedemle Bayram namazına giderdik” der. Eee noldu sonra diye sorarsalar “sahura kalkmak isterdik ama bizi uyandırmazlardı” baktı olmuyor “Babaannemin de başörtüsü vardı ama böyle değildi” demeyi unutmaz “Ahh nerde o eski Şeker! Bayramları”  der. Çok sıkıştığında da “Ama benim kalbim temizdir. Önemli olan iç güzelliği değil mi. Biz ibadetimizi gizli kabahatimizi açık yaparız.” der işin içinden çıkar.

Bu kardeşlerimizin “Mesai saatinde de Cuma namazı neymiş efendim mesaiden sonra evde kılınsa olmuyor mu?” Dediklerinde açıklama ve cevap vermek gibi bir gayretkeşlik içine girmemekte fayda vardır. Konu dönüp dolaşır. Kendinizi bir anda  “Recep Tayyip Erdoğan ve Başkanlık sistemi tartışması içinde” bulabilirsiniz.

Neyse konu fazla dağılmasın (yazarken bile dağılıyor. Bir de tartışmayı düşünün!)

Solcuysan en iyi filmi sen çekersin. Üç saatlik içsel betimlemelerin dışsal yansımalarının ruhsal tepinmelerini ve sanatçı duyarlılığını bizim aydınımızdan başka kimse beyaz perdeye yansıtamaz. Antony Quinn’in devleştiği bizdeki adıyla Çağrı (The Message/Story Of İslam) Ömer Muhtar Çöl Aslanı ( Lion of the Desert) filmlerinin yönetmeninin, ülkemizin sokaklarını işgal! eden,  Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan gerisin geri göndereceğimiz Suriyelilerin topraklarında yani Halep’te doğan Mustafa Akad olduğunu bilmesen de olur.

Bu arkadaşlar Türkiye’yi İstanbul’dan ibaret bilirler. İstanbul’a kar yağınca ülkeye kış geldiğini sanırlar.

Nişantaşındaki kafede entel, Beşiktaştaki meyhanede devrimci olur.

Plazalarda viski yudumlamalarından mıdır bilinmez?  Hep tepeden bakarlar, aşağıları onlara göre değildir.

Bizim aydınımızın dışındaki düşüncelerin ve tercihlerin ne önemi var ki?

Gerisi laf-ı güzaf, avam ve ilkeldir.

Fazla tartışmaya gerek yok. Sağcıysan gericisin, hırsızsın mukaddesatçıysan yobazsın,

Bizim aydınlarımızın çektiği filmler de böyle değil midir?

Cami hocaları milletin karısına kızına bakıp, dedikodu yapar, hacılar kiracılarını evden atar, faizle hesap yapar, sağcı siyasetçi ihale peşinde koşar, hırsızlık yapar.

Ama Solcular hep aydındır, hep çağdaşdır.

Karikatürlerde durum çok mu farklıdır?

Kara sakallı, kocaman burunlu, cübbeli, elinde tespih arkasında birkaç çarşaflı kadınla sembolize edilenler Charlie Hebdo  karikatürlerine benzemiyor mu?

Ne yazık ki bizim Aydınımızın İslam’a bakışı elin Fransız’ı ile aynı.

Temelde böyle bir DNA bozukluğu olunca hastalığın kronikleşerek bütün vücuda yayılması, yüksek  ateşli geçmesi ve  bu süreçte halüsinasyonlar görülmesi  muhtemeldir.

Bir başörtülüye  en fazla bir kamu kurumunda o da temizlik şirketinde çalışmak reva görülürken şimdi milletvekili olabiliyor.

Bir İmam Hatipliye bir caminin gasilhanesinde cenaze yıkaması ve kefenlemesi reva görülmüşken  şimdi Cumhurun Reisi olabiliyor.

Ama görülenler halüsinasyon değil ve  sıkıntı çok büyük.




 

Bununla ilgili sen ne düşünüyorsun?
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Oshima Tershanesi'nde Türkler İçin Yapılan Gemi Suya İndi.
Oshima Tershanesi'nde Türkler İçin Yapılan Gemi Suya İndi.
Bakanlık gürültü kirliliğini mercek altına aldı
Bakanlık gürültü kirliliğini mercek altına aldı