Meselenin özü budur hakim bey
Mehmet Ertuğrul

Meselenin özü budur hakim bey

...Ekonominin temel taşı üretimdir. Bir şeyi üreterek, geliştirerek ve satarak dişlinin çarklarını döndürebilirsiniz. Tüketen bir toplumun üretmeye çalışan insanları olarak da bu felsefeden yola çıkarak, bazı girişimlerde bulunursunuz. 

Gelişmiş beyinler, Ar-Ge yapıyor, geliştirme yapıyor, proje haline getiriyor. Fakat bir sorun var ve bu sorun bundan sonra başlıyor. Yazdığınız projenin ilgili kişiye gitmesi için kaç adet deri koltuklu odanın kapısını çalacağınızın araştırmasını yapmadınız! Çünkü, internet haberleri, gazeteler, tv programları ve dergiler teşviklerden, verilen ödeneklerin bolluğundan başka bir şey yazmıyor! 

Yıllarca hayalini kurduğunuz fakat makine alımı olmayan bir proje yapıyorsunuz ya, işte bu deri koltuklu odaların kapıları o zaman açmakla bitmiyor. Odanın birisine giriyorsunuz, içeride uzun koridor var, yürüyorsunuz başka bir kapı daha, başka bir kapı daha bu böyle uzayıp gidiyor. Arada toplantı odasına girseniz de oradaki deri koltukların önündeki masaya dosyayı koyamadan, diğer kapıdan çıkıyorsunuz. Sanki bir yürüyüş bandına çıktınız, yürüyorsunuz, koşuyorsunuz, terliyorsunuz ama olduğunuz yerde sayıyorsunuz.

Dedim ya ekonominin temel taşı üretimdir diye. Pasta üretmekten değil, üreten beyinlerden, yazılımdan, teknolojiden bahsediyorum. İlayda diye bir genç vardı. Hazırladığı fizik projesi ile TÜBİTAK'ın yarışmasına katılmış fakat derece bile alamamıştı. Aynı projeyle, Polonya'da Nobel Fizik Ödülü’ne Doğru İlk Adım Yarışması'nda birinci oldu ve genç yaşında NASA'da teknoloji şefi olarak işe başladı. İlayda, Türk. Türkiye'de sırt kısmı yüksek deri koltukların görmediği genç bir Türk. Şimdi NASA'da herkes onu Türkiye'nin genç yeteneği olarak görüyor. 

Şimdi hakim bey. Yazılım ve teknoloji konusunda üretmekten yana olan bu haberlerin gazına geldim. Yazdım, çizdim ama dosyamı alıp okuyacak bir deri koltuk sahibi makam bulamadım. Buldum fakat yanlış yerdeymişim, diğer odayı gösterdiler. O odada, randevulu bir sistem var. 2 ay sonra arayacaklarını söylediler. Gün geldi, 'Biz projeyi inceledik, fakat bize uymuyor' denildi. Anlayacağınız hakim bey, 'baştan savmak' bir kural olmuş ülkemizde. 

Hani beyin göçü, hani yetişen mühendislerimiz, hani nerde..? Türkiye'de üreten kişinin kıymeti, deri koltuklu odaları geçene kadar bu süreçte de seni bekleyen uzun, dar ve karanlık koridorlar var. Seni dinlemeyen, dosyanı alıp çıkarken çöpe atan bürokratlar dolu ülkemizde. 

Biz bu insanlara Türkiye olarak, devlet olarak, millet olarak sahip çıkmazsak, sahip çıkacak pek çok ülke var. Yetişmiş insan gücünün kıymetini bilen, üretene değer verenler var. Orada da Türkiye'mizin bayrağı dalgalanır ama maddi getiriler o ülkede kalır. Biz yine dışarıdan satın almaya devam ederiz. Cari açık artar vs vs..

Diyeceğim hakim bey, 'Su testisi, su yolunda kırılır' deyimi malesef bizim ülkemizde yanlış anlaşılmış. Testiyi gideceğe yere ulaştıramadan kırıyoruz, parçalıyoruz. İşte bu yüzden hakim bey, suçluyum. Ülkemin insanını geliştiren bir proje yazdığım için, uğruna binlerce lira harcadığım için, deri koltuklu odaların kapılarını aşındırdığım için suçluyum. Cezama razıyım, kırın kalemimi hakim bey...

Bununla ilgili sen ne düşünüyorsun?
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Weecomi Markası ile Dünyaya Yazılım Satıyor
Weecomi Markası ile Dünyaya Yazılım Satıyor
Twitter'dan 280 karakter atağı
Twitter'dan 280 karakter atağı