PKK sadece PKK değildir.
Aydın Kol

PKK sadece PKK değildir.

15 Ağustos 1984 te Siirt Eruh ve Hakkari baskını ile başlayan  ve günümüze kadar devam edegelen PKK terörü dönemsel farklılık göstermekle beraber bulunduğu durum itibariyle bir Kürt hareketi değildir. Her ne kadar kendisini bölge halkının temsilcisi ve  inisiyatifi olarak kimliklendirse de oluşumu, bileşenleri ve destekçilerini dikkate aldığımızda bu çok zorlama bir tanımlamadır.

Doğu ve Güneydoğunun kültür ve inanç coğrafyasına baktığımızda  Ateist, Marksist ve Leninist bir örgütlenme  olan PKK’nın zor ve şiddet kullanmadan muhafazakar ve islami hassasiyetleri üst düzeyde olan bölge halkından zerre destek alamayacağı aşikardır.  Bir de buna malum köy yakma, köy boşaltma, dışkı yedirme,  karda yürürken “kart kurt” gibi sesler çıktığından kürt vardır gibi saçma sapan inkar ve red politikaları eklenince terörün besleneceği her türlü zemin zaten oluşmuştur. Devlet ile örgüt arasına sıkışan halk ne yapacağını şaşırmış bazen PKK’lı olmuş bazen TC’ li..

Ayrılıkçı bir hareket olan PKK’nın operasyonel bir araç haline getirilirken gençleri motive etmekte kullandığı argüman şüphesiz sosyalist devrimle bağımsız bir Kürt devleti kurma idealidir. Genç dimağlara enjekte edilen bu uyuşturucuyla romantik ve ütopik bir sevda düşüyle zehirlenen bölge gençleri bazen gönüllü bazen de zor ve şiddet ile kendini örgütün içerisinde bulmuştur.

MLKP, TKP/ML, DKP, MKP, TKEP/L, TİKB, THKP-C/MLSPB ve Devrimci Karargah gibi irili ufaklı terör örgütlerinin PKK çatısı altında birleşip kendilerine Halkların Birleşik Devrim Hareketi diyerek ortak eylem yapacaklarını deklere etmeleri PKK’ nın hangi çizgide olduğunu ve beslendiği damarı  göstermesi açısından son derece önemlidir.

Bugünlerde eleman bulmakta zorlanan örgütün dağ kadrosuna katmak için çocuk kaçırması, kaçırılan kızlara ve örgüt içindeki kadın teröristlere tecavüz ederek geri dönüşü olmayan bir yola sokması örgütün başvurduğu bir yöntemdir. Her ne kadar örgüt dağlarda dahi yere sigara izmariti atmayarak sempatik bir hale sokulmaya çalışılsa da ortada tecavüzler ve çocuklar var.  Bunların sigara izmariti kadar değeri yok mu diye Cumhuriyet’in yılmaz bekçisi malum gazeteye sormak gerekir. Ama nafile…

Konumuza dönecek olursak yıllardan beri bölge halkı bir yandan örgütünün diğer yandan devletin kuşatması altında baskının, şiddetin, terörün her türlüsüne şahit oldu. Birgün terör örgütünün öbür gün devletin tokadını yedi. Aynı ailede dağa çıkan/kaçırılan bir evlat ta var vatani görevini yaparken şehit olanda var.  Analar hangisine ağlasın. Yaşamayan bilmez/bilemez. Önemli olan yaşamadan hissedebilmek, empati yapabilmektir.

On yıllarca tartışmaları devam eden, sebepleri araştırılan adına ister Kürt, İster Doğu- Güneydoğu meselesi ya da her ne dersek diyelim ortada bir vaka var. İnkar ve red politikaları sonuç vermedi, güvenlik politikaları çözüm getirmedi. Beğenin ya da beğenmeyin Ak Parti bugüne kadar denenmemiş bir yolu denedi. Analar ağlamasın dedi, çözüm, diyalog dedi. Konuyla ilgili daha önceki yazılarda belirttiğim üzere çözüm sürecinin uygulanma şekli ile ilgili eleştirilerim oldu. Muhatapların yanlış seçildiği, şehirlerin köstebek yuvasına, cephaneliğe çevrilmesinde İstihbaratı zafiyet oldu, manipüle edildi ya da görmezden gelindi. Bunların mutlaka araştırılması ve sorumluların hesap vermesi gerekir. Neticesinde süreç, çözüm istemeyen, sorundan beslenen HDP ve PKK’nın tavrı yüzünden başarılı olamadı.  HDP PKK’ dan bağımsız bir irade ortaya koyamazdı PKK’da sahiplerinden.

Bölge ve batılı ülkeler açısından  PKK, Türkiye’nin kendi içinde oyalandığı, enerjisini, manevi ve moral değerleri ile ekonomisi de heba edecek bir projedir. Bölgesinde inisiyatif sahibi ya da oyun kurucu bir ülke alışılagelmiş Türkiye rolüne uygun değildir.  Bu nedenle oyalanmamız gereken bir sorun muhakkak olmalıdır. PKK sadece PKK dan ibaret olsaydı bu sorun bugüne kadar çoktan çözülürdü. Ama değil. Kaldı ki PKK sorunu bitse de yarın öbür gün başka bir sorunun ortaya konulacağından kimsenin şüphesi olmasın. 80 öncesi bu sorun sağ ve soldu. Bugünler de PKK yarın ise şimdiden hazırlıkları yapılan ve Gezi sürecinde prova edilmeye çalışılmış Sünni- Alevi çatışmasıdır. Hemen aşağı coğrafyamızda insanların Allahu Ekber diyerek birbirlerini boğazlaması mezhep savaşlarına giden yolun izleridir. Ülkemiz açısından göz ardı edilen çok önemli bir nokta var. Bu coğrafya ve iklim Mevlanaların, Yunus Emrelerin, Hacı Bektaşi Velilerin, evliya ve erenlerin, gönül insanlarının dualarıyla bereketlendirilmiş bir nevi kutsanmıştır. Değil mi ki marjinal fraksiyonların yapmış olduğu ve hepimizin ciğerini yakan olaylar karşısında milletimiz her türlü fitneye karşı vakarını korumuştur. Milletimiz feraset sahibidir, ariftir. Ne yazık ki bazı mümtaz aydınımız tarafından hakir ve cahil görülen insanımızın tehlikeyi sezdiği an ortaya koyduğu tavır her türlü övgüye takdire şayandır. Tarihimiz bunların örnekleriyle çokça doludur.

İçimizi kemiren, ciğerlerimizi yakan, enerjimizi alıp götüren PKK belası bugünün sorunu değil. Bugünün olmadığı gibi herhangi bir kesimin de sorunu değil. Hepimizin sorunu. Ortak hareket edilmediği takdirde, birlik beraberlik için de kenetlenmediğimiz takdirde çözebileceğimiz bir sorun da değil. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim. İronik bir durum olacak ama PKK’yı Kürt halkı bitirecek. Her Kürt PKK’ lıdır ya da en iyi Kürt ölü Kürt’tür gibi faşizan histeriler yangına bir bidon benzinle gitmemizdir. Terör ile mücadele sadece kolluk kuvvetleriyle, asker polis ile olmaz topyekûn olur.

PKK sadece PKK değildir demiştik değil mi. İçimizde kan ve gözyaşından beslenen, huzuru bozmak için fırsat kollayan vampirlerin yanı sıra PKK bazen Amerika, İsrail, Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika gibi dost ve müttefik ülkeler bazen Rusya, Ermenistan gibi komşu ülkeler bazen de İran, Suriye, Irak gibi Müslüman kardeş ülkelerdir. PKK tek başına PKK değildir. Tüm bunların bileşenidir.

Bunlar mı kardeş, komşu, dost, Müslüman dediğinizi duyar gibiyim…

Bununla ilgili sen ne düşünüyorsun?
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Oshima Tershanesi'nde Türkler İçin Yapılan Gemi Suya İndi.
Oshima Tershanesi'nde Türkler İçin Yapılan Gemi Suya İndi.
Bakanlık gürültü kirliliğini mercek altına aldı
Bakanlık gürültü kirliliğini mercek altına aldı