Onu çekme bunu çek
Aydın Kol

Onu çekme bunu çek

Milli Takımımız eve döndü. Kalan maçları onlarda bizim gibi  televizyondan izleyecekler. Ne yapalım ölecek değiliz ya yeterince sıkıntımız var buna da sağlık olsun deriz. Hem  bunun daha 2020 si var 2024 ü var.  Var da var. Önümüzdeki maçlara bakacağız der geçiştiririz. Hoopppiiiiii  paracıklar paracıklar gelsin gelsin paracıklar…

Baştan belirteyim bu yazı teknik taktik yazısı değil. Zaten bu işin üstadları var. Hırkasını omuzuna atıp, güney kısmını yarım dönüp, bacağını karşısındakinin ağzına sokacak derecede üst üste atıp, işkembe-i kübradan sallayan hazretlerimiz var.

Kadroya kendi takımında dahi düzenli oynayamayanlar neden çağrıldı? Futbolcularımız kilolu muydu? En genç takımlardan biri olmamıza rağmen neden koşu mesafelerinde en arka sıralardaydık? (Koşu mesafelerine reklam filmlerindeki koşular ilave edilseydi acaba sonuç değişir miydi?) Ne bileyim futbolcuların sahada dizilişi nasıl olmalıydı ?  falan filan… Ülkemizde zaten yeterince futbol adamı, spor yorumcusu teknik direktör var. Bu sorulara cevap bulmaya  çalışırlar. Benim derdim bunlar değil. Ben sahanın dışındaki iklime, kültüre bakarım. Zannımca cevapların çoğu da orada…

Bu tip sorgulamalar her türlü başarısızlıkta olur. Yenersin havaalimanında omuzlarda karşılanıp övgü alırsın yenilirsin tu kaka olursun sövgü alırsın. Bu işin doğasında ne yazık ki bu tip  methiye  ve reddiye abartılarımız oluyor.  Ayarsız bir millet olduk çıktık vesselam. Makul, mantıklı, seviyeli eleştiriler gelişimin öncüleridir. Sadece sporda değil her alanda ama her alanda içerisinde şiddet, küfür, kaba ve yaralayıcı bir dil olmayan her tür düşünce, eleştirici ifade  edilebilmeli eleştiriye de açık olunmalı. Kaldı ki bu işi meslek olarak yapıyorsanız, bu işten para kazanıyorsanız eleştirilere daha çok tahammül edebilmelisiniz. Yemek yediğiniz lokantada çorbanızdan kıl tüy çıkarsa, yemeğin tadı tuzu yoksa mekan sahibine eleştirinizi iletmiyor musunuz? Bu da öyle bir şey.  Biz Halı sahada düzgün pas atmayan, şahsi oynayan ya da koşmayan en yakın arkadaşımızla kavga eden bir milletiz. Sen ne diyorsun.

Fırsat buldukça Avrupa liglerindeki maçlara bakıyoruz. Onların oynadıkları futbol ise bizimkilerin oynadığı ne diye kendimize sormuyor değiliz.  Sahada güzel futbol olmadığı gibi adil bir oyun da yok. Forma renklerine göre dağıtılan bir adalet var. Kendi kulübünün Avrupadan men cezası almasına neden olan bir başkana futbolumuzu yönettiriyorlar.  İnsanlar futboldan uzaklaşıyor. Sponsorlar desteğini çekiyor. Tribünler bir iki stadın dışında bomboş. 2015-2016 sezonu ortalaması 8.247 kişi.

Futbol o kadar içimize girmiş ki ister narkoz deyin, ister afyon deyin uyuyor muyuz, uyutuluyor muyuz? Açıkçası ben de bilmiyorum.

Baksanıza konusu futbol olmayan bir programda bile  konu dönüyor dolaşıyor futbola geliyor. Bir Tarih profesörümüz milli takım ile ilgili çoğunlukla makul ve haklı bir takım eleştirilerde bulundu bulunmasına da Sunucunun “yenilmek için çıkmıyorlar ki” ikazına rağmen Hocanın konuşması maksadını aşan bir noktaya doğru evrildiğini de tespit etmek gerekir.

Senin gibi değil geçimini sağlamak için mesleğini icra etmeye çalışan üstelik sorusuna “Tüm yıkıcı eleştirileri bir kenara koyarsak…” diye başlayan bir basın mensubuna  “TRT’nin sorduğu sorulara cevap vermem, röportaja da gitmem” demekte ne oluyor. Bunun yerine  kültür ve felsefe ürünü medeni bir cevapla lafı gediğine koymak varken milyonlarca insanın izlediği uluslararası bir platformda had bildiren, ayar veren bu  nobran tavırlar neyin nesi?

Benzer bir olay daha önce de yaşanmıştı.

Türk Futbolun her bir şeyi, direktörü, imparatoru, haşmetmeapları Mersin’de berabere biten bir maçtan sonra basın mensubu olmayan bir kişinin sorduğu soruya sinirlenip tenasül uzvunu eliyle işaret ederek basın emekçilerine ayar vermişti. “Onu çekmeyin bunu çekin” diye. Gerçi daha sonra böyle bir şeyi kastetmediğini ifade etse de göz var izan var. Hareketler öyle demiyor. Mesela aynı şeyi Şenol Güneş yapsa ve daha sonra arkadaşlar kesinlikle böyle bir şeyi kastetmedim derse herkes ikna olur. Olay kapanır. İşte fark burada. Bir tarafta kibir, ego, hamasi söylemler diğer tarafta mütevazilik ve derinlik.  

Adam Dünya 3. Oldu ama nafile saçları jöleli değildi. Elbisesi dar kesim değildi. Kimseye ayar vermiyordu. Sistemi sorgulayan felsefi analizler yapıyordu. Şimdi Popüler kültürümüz Onu çekmeyecek te Bunu mu çekecek. Hoppiiii paracıklar paracıklar gelsin gelsin paracıklar…

Kibir ve egonun zirve yaptığı,  jest ve mimiklerin vücut bulduğu bu zihniyet insanları milli takımdan da soğuttu vesselam.

 
Bununla ilgili sen ne düşünüyorsun?
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kartal'da Duman'lı gece
Kartal'da Duman'lı gece
Oshima Tershanesi'nde Türkler İçin Yapılan Gemi Suya İndi.
Oshima Tershanesi'nde Türkler İçin Yapılan Gemi Suya İndi.